26 Eyl 2012

Polisiye yazarı Patricia Highsmith, 'Su Altında Bir Ripley Serüveni' kitabını 'Filistin intifadası'na ve Kürtlerin mücadelesine adadı. Kitabın tüm edisyonlarında olan bu ithaf yazısı, sadece iki ülkede yok: İsrail ve Türkiye

25 Eyl 2012

bugün Ahmet Arif'le bir rekora
seviyorum, seviyorum, seviyorum seni


bir dolu çizim yapmak gerek
yaşamıyor muyum
yaşıyorum
izliyorum
bi dolu kitap okuyorum
mektup yazıyorum
mektup şişiyor
pul tutmaz oluyor
aylaklıktan serseriliğe akıyorum

olmadı

ve sanki hiç olmayacak.
güzel bir düştü.
bir kütüphaneki hatırladım hatırlayalı çalışanları şizofrenik vakka, korkardım da çocukken.

18 Eyl 2012

Joan Miró

"mağara devrinden beri düşüşte resim"

haritada mezar

Bitti hayat goya, ağır ve erken bitirdin. Oysa daha uzun zamandır yanına geleceğim demekteydim başımdaki kaygan ağrıyla beraber. Ne de farkında olmadan bitirmişsin yazını köşedeki masada, hep orda oturup yazdığın. Son bir defa seni seviyorum diyememişsin.belki ben yarın ülkende olurum, belki o kadını görmeye giderim. Her şeyi değiştirmeye çalışıyorum ya onu da görmeye gideyim dıyorum. Ne zor, kanımı cıvaya döndüren bir varlık yaratmadan duramamışsız. Üzülüyorum goya bir adamın ölüsü keder verici bir güzellikte bir örtünün altında. Artık sarılmaktan korkmuyorum oysa doktorla konuşmayı düşünmüştüm aniden öldüğünü duydum devam etmeyeceğim korkularımdan arınmaktan, vazgeçtim.
hep düşündüm, her gün. Bir düşüncenin üzerinde zaman geçti hızla çoktan unutmuş olmam gereken çözümsüzlüğün üzerine. Geçmişe varamadım ve hiç birine dokunmayın ona diyemedim. Bir kadın benim ülkemde ne kadar incitilebilir bilemezsin, bilmeyeceksinde artık. Durmadan yakındığın nice şey hırpalanmışlığımdan dı, düzeltilmiyordu neden şimdi öldün ki. Ölecektin evet, ama yine de ölmemen gerekirdi.
insanlar unutmak üzere ağlamaya başladılar bile mezar yerini biliyor musun, benim görmeme izin vermediler. Ne yapmamı bekliyorlarki, kime ne diyebilirimki öldün işte bedeninde sen yok. Vücuduna zarar vermemden korkuyorlar, oysa seni çok incitmiştim öncesinde ve hala durup ağlarım.
ağır ve erken hatta umarsız bir ölüm bu goya.

birikinti

Ayna, neden oldu bu. Arkanda çok bilmiş bir insan var. Söylesin o hayvanoğluhayvan. Neden on üç yaşında ve bu kadar bilgisiz bir kız çoçuğuna cevap vermiyorsun ya yanlış cevabın doğruluğuna inanırsa. Sessizliğine güvenerek kimseye soramadığı bir soruyu sana soruyor ikimize yardım edecek bir tanrı lazım ama ne kadar da katı bir tanrı bu senin dilsizliğine benimse çaresizliğime aldırdığı yok.

10 Eyl 2012

...

bir fotoğraf avucunun içinde
öylece benim bıraktığım
acıklı, geç kalmış, sahibini yaşlandırmış bir sevgi
alışkanlıklarımızın gereğini yerine getirelim
sırtıma yasla başını
ayak parmaklarımla konuşur gibi yapayım yine
diğer insanlar bizi beklemektedirler yine
yine yalan söylemektesin
ve yine dönüp dönüp hep sırtımı bulmakta
acıyamıyorum

göz çukurları

hiçbir şey yok, anlatabiliyorum ama sanırım... usanmış, bıkmış ucuz adamların cümlelerini kurdurmaya başladın bana. ikimizin de hak etmediği bir dizilim, korkuyorum ve midem  bulanıyor. henüz araba izleri geçmedi üzerimizden. henüz yürümekten usanmadım, durma uzak kalmaktasın!

7 Eyl 2012

6 Eyl 2012

sıfır ya da sonsuz

insanlarında kumdan sayılabileceği, gökyüzününde kuma dönüşebildiği zaman ve yer, ne yapılabilir ki. serap görüyorum fakat aldanmıyorum. her şeyin kum olduğu bir alanda din ve devletten bahsetmekte kum, sorunsuz ve anlamsız bir hal. çeşitlilik sözkonusu olmayınca beynim de kum.

5 Eyl 2012

vakit geçirilesi, izlenilesi bir site

...

Tam olarak inanmış olsam yani inancın getirdiği o kesin hatlara ulaşmış olsam konuşacak ya da anlamamı sağlayacak duruma gelmiş olurdum.
olayı mantık dahiline getirecek olsam kimsenin böyle bir şey beklemediği yolların bir başka gezegene yükselemediği de bir başka oyunun konusu, oyun içinde.
istediğim bir iki dilek kendi zayıf olanakları içinde gerçekleşirken kocaman bir duvarın altında kaldılar. Yıkık tanıdık, her sabah uyanır uyanmaz tekrar ucube halinde yükseltiğim. Arada şarkı söylediğim anlamsız bensel duvar
isim soyisim sıralanmasından sonra burda olduğumu anladım, öğrenilmiş çaresizlik.
köpek havlaması, varlığım, uyuyanlar, hayır, sıralamaksızın, ben, ne gibi, his, etmemek.
umutsuz bir tarih ama coşkulu on yedi eylül, sevmedi görenler ilk kez değil 300. keze varana kadar. Sevmedim bulamayınca bir ayna incecik kumlarda. Onlar hala soğuk şişeleriyle bende hala aynı çukuru kazmakta.

uyuyorlar, kuyunun ağzı iki parça burun deliği.  korktuğu şeyleri, tutukları şeyleri soluyorlar. beni deli eden bir artezyen gıcırdaması haline düşüyor çıkardıkları sesler, birden fazlalar.

- cümlelerin çok gergin!

evet.

uğultu

Tüm gece kendi rüyamdaki insanlara havaya asılmış et parçaları gibi davrandım. Yeni doğmuş olduğu halde bir kütüğe oturmuş üzerinde plasenta sıvısı birazda yerlerde siyahi ölü bir çocuğun önünden geçiyorum. Sürekli meskenimdeyim çoğunlukla aniden yerler değişiyor.
sevmediğim bir arkadaşım daha da sevilmez halde yolda biriyle konuşup duruyordu evime yakın, kaç gündür düşünmekteyim farklılaşmış iyi olmuş ya bana ne.
kendimi ezilmiş bir çoban köpeği gibi hissediyorum, sarı tüylerim etimle yoğrulmuş, bir sürü silah ağzıma dolmuşken kendimi belki bu haliyle bir iki gülümseme yayar bir iki plan yapar bir ihtimal kaçar hale sokup başı ve sonu ilişiksiz planlar yapmaya adamış gibi hissediyorum. oturup istiyorum, istemek adanmak hepsi bu.
nitelikli insanlar o kadar çoğalmış gibi duruyorlarki tek istediğim kendi yollarımın bu yığından temizlenmesi için bir büyülü kar küreği.
yoğun bir başağrım var, bazen kafamda çeşitli iş makinaları çalışıyor bazen beynim sızıntı yapıyor bazen.

4 Eyl 2012