19 Haz 2019

taş kalplinin biri sayılabilirken burası ağlama duvarı günah çıkarma alanı olmuş
tıngır mıngır her zamanki hayat işte

13 Haz 2019

artık ne yaşanırsa yaşansın atilla yeşilada dinleyip selamını alıyorum

hep acıtmıştı aşk canımı. sonra geçmişti
aşk geçmişti ömür geçmişti. darbelerinin izleri kalmıştı hepsi duruyor. ruhumun yırtılmasını seyrediyorum. evet acıyor ve acıyacak da uzun bir süre. tüm bunları öğrendim de ne oldu sanki. öğrenmenin bir faydası var mı elbette ama çok az. hiç kadar. 

ne desem faydasız

biliyorum o kocaman yaşlar yine dökülecek gözlerimden
yine ağzımdan tek lokma geçmeyecek
yine simsiyah bir sonsuzlukta boğulacağım
ama
artık bu karanlık
benim evim
evime hoş geldim!

1 Haz 2019

yazmak istiyorum fena halde uzatmak uzatmak

arada aşık oldum o zamanların sonunda bir yerlerde 23 nisan gösterisinde tiyatro oyununda oynayan fena yakışıklı bir çocuktu yaşça büyük. tabi hoşlanmak demek daha doğru olabilir. ben gelirken o döndüğü ve mezun olduğu için bir tiyatro oyunu seyirlik olarak gömüldü tarihime. işte başlamıştık bu garip duygulara önce küçük bir hoşlanma olarak. sonrasında kurcalayıp kurcalayıp bozacağım. bu gün ise sağlam adımlar atıp yine de deliliğimden tutkumdan sakınmayacağım hikayeler hikayeler. ne hikayeler. adımı sağlam atmayı öğrenmem kötü oldu orasını üzgün olarak söyleyebilirim. aşk güvene gelmiyor. aşk hiçbir şeye gelmiyor yükseklerde gezdiren o büyü, uçuran ve canı isteyince çakıveren yere. sesi güzel olan adamlar, yüzü güzel olan adamlar, fikri güzel olan, aşkı güzel olan, gizemi güzel olan adamlar, kalbi güzel olan adamlar. evet en tehlikelisini sona sakladım. kalp aşktan beter karmaşık beyinle el ele verip ne haltlar karıştıracağı belli olmayan alçak organ. velhasılı bir dur diyebildim mi bilemiyorum. hayatımın hiçbir noktasında duramadım. durabilen insanların huzuru yerine bir başkalık arar durdum böyle. üstelik insan durduğu yerde ister istemez kılıç çekmeye mecbur kalabiliyor -ve bunu hiç sevmem ama eğlenceli bazen-. durdum şimdi öyle bir durdum ki usta bir savaşçı arıyorsanız burdayım.

31 May 2019

özgür yıllar

çocukken urfa'nın o eski sokaklarından birinde bir park vardı. teyzemin evinin önünde.
belki çocukluktan belki de gerçekte öyle olduğundan siyah demirden çok büyük bir salıncak ve çok büyük bir kaydırak vardı. korkutucu bir büyüklükte gelirdi bana o zamanlar siyah demirden o iki oyuncak. yazları gittiğim için teyzemlere o müthiş sıcaklıkta kaydırak daha bir korkutucu ve uzakken salıncak da bir o kadar serinletici ve eğlenceli yine de  sanki çocukların oynaması için değil de o mistik ortamı geçmişin sır dolu sokaklarının karşısında ketum ve mesafeli bir oyuncak. ha bir de şu tutmalı şey vardı yine siyah demirden ancak pek eğlencesi olamayan, yarım halka şeklindeki şey. bir gün kuzenlerimden biriyle parkta sallanırken bizden yaşça biraz büyük bir çocukla deliler gibi sallanmıştık salıncakta bir o bizi sallamış bir biz onu. o zamanlar aşk kavramından bir haber olmasaydım fena halde tutulacaktım çocuğa. işte karşısında küçük bir bakkal dükkanıyla o park çocukluğumdan bir parça.  o küçük dükkanda pek hatırlamasam da şeker ya da sakız benzeri bir şeyle beraber hediye edilen küçücük hikayeler alırdık. herhalde epey küçüktüm çirkin ördek yavrusu çıkmıştı birinden ve oldukça sevmiştim hikayeyi. hikayeleri hep sevmişimdir. bir hikaye için şarkı yapmışlığım bile olmuştu yedi/sekiz yaşlarımda. ve tarihi doku, henüz bu kadar yozlaşmamış bir şehirken urfa dayımların siyah bazalt taştan avlusunda kuyulu ve beni hep ürküten ikinci kata çıkan -ki yaşadıkları kat oluyordu.- merdivenlerin her akşam -ya da sabah olabilir- yıkanması siyah lastik kovalı kuyudan çekilen suyla. o ev oldukça izler bırakmış zihnimde. avlunun etrafına dizilmiş odalar tüm yazı geçirdiğim bazen kış tatillerini bile. evdeki o düzen hali, her şeyin yerli yerinde olması, dayımın ailesine olan sevgisi ve kuzenlerimin farklı farklı mizaçları. eh ben büyüdüm zamanla ve tabi onların minik yeğenleri oldu derken uzaklaştık bir parça yine de ailemden oldukları duygusu bendeki kadar onlarda da kaldı diye düşünüyorum. 
evet çocukluğumdaki bu mistik havalı şehir bendeki şapşal romantiklikle birleşti tabi haliyle bu günlere garip bir insan olarak gelmiş bulundum. bir de oturup çizebileceğim kadar bana hayal kurdurmuş olan teyzemin yan komşularının evi. beyaz kireç taşından eski urfa evi. kısım kısım harap olmuş, bir kısmı kullanılan fakat üst katında sadece duvarlarının olduğu, artık bir çatısı kalmayan oymalı taşlı kata bakıp kafamda ürettiğim hayallerin haddi hesabı yoktur sanırım. baharda kerpiç damda ufak tefek çiçekler biterdi ve sanırım diğer tarafa atlatıp incelediğim de olmuş olmalı. bir sırada hareket eden karıncalar, sessizce akan zaman ve arada gaklayan bir karganın duyulduğu da olurdu. eski urfa sokakları hala rüyalarıma girer. dar ve karmaşık sokakları hala görürüm bazen. beyaz taştan ketum sokaklar ve bazen de son derece tatlı oymalar. bir de balıklıgöle geçerken geçtiğimiz o yaşlı ağacın olduğu sokak canlanıyor gözümde. hepsi güzel zamanlardı. fakat serseri ruhum hep vardı da bunları yaparken. başıma bir işler açıyordum ufak tefek onlara değinemem ama selam ederim. 
ve tabi tabi ve tabi herkes koca koca binalara taşındı uzak uzak evlere birinden diğerine gidemeyecek denli. kimi küstü diğerine. gerçi o zamanlarda arada küsenler olurdu ben de ortalıkta dolanan bir çocuk olarak şahit olur ve garipserdim kendi kanından insanların bunu nasıl yapabildiklerine. bu yeni günlerin getirdikleriyle aramızda çocukluk anılarım dışında yapyabancı bir urfa, sevilmeyen bir şehir kaldı. umarım kısa saçları minik minik örülmüş kız çocuğunu daha büyülüyordur ve büyütüyordur o sokaklar.
hayatımı bir saçmalıklar geçidi yaptım boş vere vere
boş verilecek şeyler de boş vermekten hayatımda
alkışlıyorum kendimi aferin bana

sadece buraya gizleniyorum 

30 May 2019

hep aşağıya bakan gözler sıkıyor

uyanamayan güzel

çocukken o kadar zor uyanırdım ki abim ayağımdan tutup çekmek suretiyle uyandırmaya kadar varırdı. bu uyku konusunda oldukça dramatik hikayelerim var. tiyatroda uyuya kalma, misafirhanede uyuyakalma ve oda arkadaşının dışarıda kalması, otelde uyuyakalma ve yine dışarıda kalan arkadaş, say say bitmez. en son bugün dördüncü ders saatinde okula varamam çalan alarmlara rağmen anladım ki kaçış yok, kurtuluş yok. her sene bir tane yaşayacağım. yetmediği gibi uykuyu tetikleyen ilaçlar kullanıyor olmam. 

27 May 2019

öğrenirken yalnızsın
beynime neler oluyor?

26 May 2019

köre biraz gün ışığı

bir ilişkiye tüm enerjiyi harcadıktan sonra
işsizlikten yapıldığı varsayılabiliyor
çabam hep güzellikten yanayken
kendi sokağıma dönüp
bir nefes alacağım derinden
sevilir diye ayırdığım kendimi
toparlayacağım, koruyacağım

1 May 2019

dante gibi ortasındayız ömrün
otuzlarımızda olmasak da

Redd - Askti Bu(tüm hayatım)

28 Nis 2019

alerjik rinitten alırım bir ötenazi

1 Mar 2019

kendimin çoğunu çok uzakta bırakmışım
bomboş bir gemiyim batmamak için
sözcükleri, işlemler hepsi yeni ağırlıklar
yapay duygularımla yine de
bir dalga alıversin ve yutsun beni
katlanamıyorum

bir büyücü gibi yerleştirdim boynuma ölümü.

15 Şub 2019

ziyandayım

31 Ara 2018

ne çok üzmüşsün beni
her gece rüyamda ağlıyorum
rüyalar farkına vardırmasa
ölümüm elinden olacakmış
şimdiyse yavaş ölüm bu haliyle
bravo!
mutlu olacaktım
inançlardan yüce korkularmış beni koruyacak olan
ne yazık!

18 Ara 2018

ayıp!

aşık halimin zeka  yaşı hep 0-3 yaş
çocukça değil bebekçe
istiyorum istiyorum istiyorum
ağzıma kürekle vurduğum halde
istiyorum istiyorum istiyorum
onu
diş ağrısı :////

12 Ara 2018

kendi hüsranım
ellerimden

6 Ara 2018

yavaş yavaş zehirledim beynimi

hem kafam çok dolu
hem de bunuyorum

5 Ara 2018

geniş caddeler

rüyalarım gerçekte yaşadıklarımdan daha heyecanlı sarsıcı ve canlı
bilinç altım her zaman mağlup etmiştir beni

19 Kas 2018

28 Eki 2018

bu da akdeniz

her bir sokağını ayrı sevmedim şehrin
sonra şehirde gezen sevdiğim
artık seni de sevemezdim

dokunmadığım birçok şey oldu

ah bu sessizliği özlemişim. ikili ilişkilerde bir arpa boyu yol gidemedim tüm bu süre boyunca. yapabildiğim işimi daha iyi yapabilmek ve çocuklarla daha iyi iletişim kurabilmek. elimden gelenin en iyisini yapmak alaşağı olmaktan kurtaramadı beni. işte bunu sevmiyorum. sorumluluk bilinci olmayan insanları da sevmiyorum. bir taviz, bir taviz, bir taviz daha derken çok zaman geçmiş. Tüm cesaretime rağmen ruhum zayıfladıkça zayıflamış. yeniğim ben bu hayata. İçime öylesi bir karanlık çökmüş ki, ebedi karanlık elbet.
kaygılarım hep engellenmek üzerine
cesaretim ve merakım haddinden fazla
ve kaygı seviyesi artar..

26 Eki 2018

kalbimdeki yanma ve sızlanmayı durduramıyorum
vücudumdaki hastalığı da

6 Eki 2018

geçmiyor bazen acılar

birkaç dere, birkaç deniz, birkaç taş
sadece taşlar girebildi evime
bir bardak içerisinde suya kavuşturup
düşlere daldım tüm gün
tutunmaya çalışıp kendimi korumaya alırken
diğer taşlar çarpmış kopartmış benden beni
tespih böceği olmayı öğrenmişim sonra
hep mücadele

5 Eki 2018

yanılgının güçlü yumruğu kalbime geldi
fena halde sakatladı
ayaklanamayabilirim
belki de kalıcı felç

1 Eki 2018

zayıf, bencil ve korkak bir insana bile inanabiliyorum.

28 Eyl 2018

inancım hiç bitmez
fena halde hayalperest ve ahmağım
bütün bir evrene karşı
tabi kendime de

26 Eyl 2018

yokluğun boşluğunda rüya görülmez

18 Eyl 2018

2018 eylülünde

daha güçlü,
büyüdü!

3 Eyl 2018

olan bitenin idrakında değilim
ama
yıkılıyorum

30 Ağu 2018