8 Nis 2011

boğuncun gelişi

Saldor öyküsünü şöyle anlatır:
"Durmadan yeni biçimlerde kendini duyuran bu boğuncu nasıl anlamlandırmalı? Nasıl kavramalı? Boğuncun gelişini önlemeyi bir yana bırakıyorum; -şimdi düşünmedim onu; bu boğuncu anlatabilmek için yazı yazmaya oturanana değin karanlığa sürüklense sürüklensin- anlatabilmeyi kuruyordum.
"bana ölüm düşüncesini getirmiyor mu? Daha doğrusu, kendi kendini öldürme düşüncesini. Boğuncun derininde büyük bir yaşama isteğinin yattığını biliyorum. Ölümle yaşam kendi üzerinde dönüp duran akrobat. Birinden ötekine geçiyorum.
"bir süredir tanımadığım bir boğuncun içinde olduğumu, onun yaşamıma yerleşmiş olduğunu duyuyorum, algılamaya da başladım bunu. Boğunç duyuruyor kendini, giderek sarıyor dört bir yanımı, bir 'düşünce' olmak istiyor. Bunun yokluk önünde duyulan boğuntu olmadığını biliyorum, varlığın hiçliğe doğru akıp gitmesi değil bu, varlığın o süreğen bunaltısı değil. Ama onun gibi kalıcı, bilincimi saran bir dolgu; her sorunun karşılığı olmak istiyor, boş bulduğu yerlere akarak, düzensiz ama dolgun bir kireçlenme yaratıyor, geçmişteki boğunçları da bir bir bilinç yüzeyine çıkarıyor; birer boğunçta onlar, değisik biçimlerde kendini duyurmuş birer boğunç; boğuncun bilinçlenmesi geçmişteki boğunçları da çıkarıyor ortaya.
(...)
D. Özlü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Noktala