25 Eyl 2011
23 Eyl 2011
sonki
Dünyayı kuşatmadan kuşanmak
Kendimi hissedebildiğim kadar sevdim o zaman varlığımın ruhsal boyutu sevmem üzerinde güçlü bir etkiye sahipti. Sevdikçe gözlerim açıldı ama mutsuz ama hüzünlü her düşen yağmur damlasını duymaktaydım boşluk yoktu duyulmayan bir nokta da, kulaklarıma seni seviyorumlar bıraksan yere düşmezdi tek etken sevmek olsaydı yarım kalırdı dünya damlaların düşme zorunluluğundan doğan güzellik kadar. Her sokak lambası ıslak bir güneş olduğu kadar duş alan bir dünyanın yapay bir parçasıydı. Her ayrıntı güzel ama derin bir hayal kırıklığı içim temizlendikçe henüz kullanılmaz olduğunun farkına varıyorum hem dışarda kalmış olmak üşüyen görüntüme sevimlilik katmış olmalı istersem sevimli olabiliyorum ben ama istem dışı daha doğrusu gelişigüzel bir asabilik anlaşılır duruyor alışılmış kolay uygun
dönünce suratımı iç dünyamdaki bir kaç yapı daha sarsılıyor. Yenisini inşa ediyorum avucumda koyacak yer sıkıntısı yine sonra kusacak yer arıyorum yağmur falan hikaye oluyor. Saçmalamasaydım iyiydi.
Gökleşim göğü
Kendimi hissedebildiğim kadar sevdim o zaman varlığımın ruhsal boyutu sevmem üzerinde güçlü bir etkiye sahipti. Sevdikçe gözlerim açıldı ama mutsuz ama hüzünlü her düşen yağmur damlasını duymaktaydım boşluk yoktu duyulmayan bir nokta da, kulaklarıma seni seviyorumlar bıraksan yere düşmezdi tek etken sevmek olsaydı yarım kalırdı dünya damlaların düşme zorunluluğundan doğan güzellik kadar. Her sokak lambası ıslak bir güneş olduğu kadar duş alan bir dünyanın yapay bir parçasıydı. Her ayrıntı güzel ama derin bir hayal kırıklığı içim temizlendikçe henüz kullanılmaz olduğunun farkına varıyorum hem dışarda kalmış olmak üşüyen görüntüme sevimlilik katmış olmalı istersem sevimli olabiliyorum ben ama istem dışı daha doğrusu gelişigüzel bir asabilik anlaşılır duruyor alışılmış kolay uygun
dönünce suratımı iç dünyamdaki bir kaç yapı daha sarsılıyor. Yenisini inşa ediyorum avucumda koyacak yer sıkıntısı yine sonra kusacak yer arıyorum yağmur falan hikaye oluyor. Saçmalamasaydım iyiydi.
Gökleşim göğü
Bir vapur sesi eksik kaldı bu gecede havlayıp duran bir kedimiz bile varken. Benim gözlerim üzerine ışığı tuttu gerek yoktu bir aydınlatıcıya ama herkes ben olmadığı kadar hiç kimseydim.
bana kalsa ağaçlar kök yukarı gökte yetişmelilerdi ve gövdelerine başımızı koyup uyumalıydık, ordan bir meşrulaşmış katil çıkıpta olayı sorgulamadan.
çok korkuyorum, korkulacak şey çok öksürmenden korktuğumu söylesem uyandırmış olacağım seni yıprandı sinirlerim bir vapur da batmak ister şimdi.
her şeyin bir acıtma potansiyeli var sakince yere koyuyoruz aniden fırlatırsak parça etkimizi tadarız, dilimiz uzadı, yutuldu, kendimizi yuttuk...
duüuüttüt
ışığa boğuldu her taraf uyanış olmalı bu, içsel. İçşel uyanışlar kabus bitimi, ellerin, ayakların, kafan, serçe parmaklarının tırnakları, burnun, gözlerin, kulakların ensene yakın bir kaç saç teli düşürdüğün yerden bedenine vardılar, kalbini yutmak zorunda kaldın sigara kokusu bulaştı şu an eksik kalacak bir nokta dışında bir de diz kapağın kapandı sağ dizindeki. Hem uyandın hem toparlandın, sevindim.
gerisi bir gün gelir...
bana kalsa ağaçlar kök yukarı gökte yetişmelilerdi ve gövdelerine başımızı koyup uyumalıydık, ordan bir meşrulaşmış katil çıkıpta olayı sorgulamadan.
çok korkuyorum, korkulacak şey çok öksürmenden korktuğumu söylesem uyandırmış olacağım seni yıprandı sinirlerim bir vapur da batmak ister şimdi.
her şeyin bir acıtma potansiyeli var sakince yere koyuyoruz aniden fırlatırsak parça etkimizi tadarız, dilimiz uzadı, yutuldu, kendimizi yuttuk...
duüuüttüt
ışığa boğuldu her taraf uyanış olmalı bu, içsel. İçşel uyanışlar kabus bitimi, ellerin, ayakların, kafan, serçe parmaklarının tırnakları, burnun, gözlerin, kulakların ensene yakın bir kaç saç teli düşürdüğün yerden bedenine vardılar, kalbini yutmak zorunda kaldın sigara kokusu bulaştı şu an eksik kalacak bir nokta dışında bir de diz kapağın kapandı sağ dizindeki. Hem uyandın hem toparlandın, sevindim.
gerisi bir gün gelir...
14 Eyl 2011
13 Eyl 2011
biraz konuşuyoruz, azıcık
Mor bir korsanım ben siyah denizlerde ama sadece mor zarflar taşımaktır yaptığım dengesizin biri korsan demişti bana ya ben sadece dediğim gibi, aslında bu konuda konuşmasak iyi olur ya ama nasıl desem bilmiyorum ki sadece işim bana aylakça geliyor konuşmayı özledim çok çok belkide hiç bilmiyorum ruhum müzikle dans ediyor pek öyle konuşmaya ihtiyaç duymuyorum her an her şey oluyor deli buuuu hah hah ha
12 Eyl 2011
PENCERE
Bir pencere, bakmaya
Bir pencere, duymaya
Bir pencere, yeryüzünün yüreğine ulaşan tıpkı bir kuyu gibi
Tekrarlanan mavi şefkatin enginlerine açılan.
Yalnızlığın küçücük ellerini
Cömert yıldızların verdiği gece bahşişi kokularıyla
Dolduran bir pencere
Belki de konuk etmek için güneşi şamdan çiçeklerinin gurbetine
Bir pencere, yeter bana
Oyuncak bebeklerin ülkesinden geliyorum ben
Bir resimli kitap bahçesinde
Kâğıt ağaçların gölgesi altından
Toprak yollarında geçip giden
Kurum mevsiminden, kısır aşk ve dostluk deneylerinin
Sıralarında veremli okulların
Alfabelerin soluk harflerinin büyüdüğü yıllardan
Ve karatahtaya taş sözcüğünü yazar yazmaz çocuklar
Ulu ağaçlardan sığırcıkların çığlık çığlığa kanat çırparak
Uçup gittikleri
O andan
Etobur bitkilerin köklerinden geliyorum ben
Ve hâlâ başım
Dopdolu
Bir deftere toplu iğnelerle
Çakılan
O kelebeğin yabancı sesiyle
Asılınca güvenim adaletin koptu kopacak ipiyle
Ve bütün kentte
Parıldayan ışıklarımın yüreğini parça parça edince onlar
Koyu renk mendiliyle yasanın, bağladıklarında
Aşkımın çocuksu gözlerini
Ve isteğimin acı şakaklarından
Fışkırdığında kan
Yaşamım artık
Hiçbir şey olmadığında, hiçbir şey olmadığında duvar saatinin
tiktaklarından başka
Anladım birden yolum yok yolum yok yolum yok
Çılgınca sevmekten başka
Bir pencere yeter bana bir tek pencere
Bilince ve bakışa ve suskunluğa
İşte öylesine boy atmış ki ceviz fidanı
Anlatabilir artık genç yapraklarına tüm bir duvarı
Ve sor aynadan
Adını kurtarıcının
Ve işte senden daha yalnız değil mi
Ayaklarının altında titreyen yeryüzü?
Yıkıntı elçiliğini, peygamberler
Kendileriyle birlikte getirmediler mi çağımıza?
Ve yankıları değil mi o kutsal metinlerin
Bu patlamalar art arda
Bu zehirli bulutlar?
Ey dost, ey kardeş, ey herkes!
Yazın tarihini gül soykırımının
Aya vardığınızda!
Düşler
Ne kadar safsalar o yükseklikten düşer ölürler
Şimdi dört yapraklı bir yoncayı kokluyorum ben
Eski düşüncelerin gömütünde boy atmış yonca
Ve soruyorum saflığın ve bekleyişin kefeninde toprak olan o kadın
gençliğim miydi benim?
Çıkabilecek miyim yeniden o merak merdivenlerinden?
Merhaba diyebilecek miyim o iyi Tanrı'ya çatılarda dolaşan?
Seziyorum zaman geçip gitti artık
Seziyorum an, tarihin yapraklarından benim payıma düşendir
Seziyorum aldatıcı bir aralıktır bu masa saçlarımla o garip ve kederli
adamın elleri arasında
Bir şey söyle bana
Teninin tüm sevgisini sana bağışlayan insan
Ne istiyor diri kalma duygusundan başka?
Bir şey söyle bana
Kıyısındayım pencerenin
Ve güneşle bağlantıda...
Furuğ FERRUHZAD
11 Eyl 2011
oysa şimdi güzel bir rüzgar var, güzel bir insan...
14.08.11
İçine giriyorlar her gün hayatımın hiç tanımadığım ve ciğerini bildiğime kadar herkes, ertesi ne olsun hala suçlu benim.
O bir sözler vardır aşağı yukarı şöyle bir şey zayıfsan savaşı kazanman için krılman gerek, çok geride kaldı artık dengesizleşmekten başka bir şey yaptığım yok. İdeolojiler, ekolojiler, abiler ve ablalar, kısılan sesim, okuduğum kitabın üzerine konmuş gölgem vs vs
Beynimin içinde kaynaşan insanlar istemiyorum , bu kalabalık hayatı istemiyorum.
Böyle bir anda insanı gülümsetecek bir yanı kayıp gitmiş bir tanıdığı aklına geliveriyor, gidip bir süreliğine ilk silahın yapıldığı madde kadar tehlikeli yanları olan. Sana ihtiyacım var ama aklımdan çıkarıp attım bunu karşılığında verebileceğim bir şey yok o şey yok içinde ah bir kalabalığı da sen değil misin hayatımın ve bir acıtanı.
|
Bir mizah dergisinin keyfini çıkardıktan sonra duruma sinirlenip üstelik onu alıp yakmak isterken bir mal gibi kalan bu isteğinin gerçekleşemeyeceği… bir hikayeye mi dalalım ya da bir damlacığını bir denize mi damlatıp denize mi katlanılır hale getirmek için hayır hikayeyi elinize vermeyeceğim lanet olasıca aşşağılık gözler asla anlayamaz çoğunuz. Gidip günlük işlerinize devam edin daha çok kazanın ve harcayın, kurallarına göre dans edin ya da azmış hallere girin.
....(..)
Hak etmediğiniz sözcükleri dizdiğim tüm zamanları kusmak istiyorum.
Ne haliniz varsa görün ben de göreceğim nitekim, offf içimden bir dolu küfür geçti
10 Eyl 2011
....
....
Ey Xanî, sen ki yetkinlikten yoksunsun
Marifet meydanını tenha bulmuşsun
Yani yetkin değil, ehil değilsin
Belki biraz tutucu ve asilzadesin
Yani inat ve bedel ödemekten
Süregelene karşı bu yenilikten
Saf olanı terk edip tortuyu içtin
İnci gibi olan kürt dilini seçtin
Özenle ele alıp düzen verdin sen
Halk için cefa ve eziyet çektin sen
Ki elalem çıkıp demesin “Kürtler
Yeteneksiz, hünersiz, temelsizdirler
Türlü türlü milletin vardır kitabı
Yalnızca şu Kürtlerin yoktur nasibi”
Hem fikir ehli demesinler ki, “Kürtler
Aşkı amaç diye hedef seçmemişler
Hepsi birden ne talib olur, ne matlub
Hepsi birden ne muhib olur, ne mahbub
Aşktan, sevgiden nasipsiz kalmış onlar
Hakikatten, mecazdan vezgeçmiş onlar”
Kürtler asla yetkinlikte az değiller
Ve fakat kimsesiz ve mecalsizdirler
Hepsi birden cahil, bilgisiz değil ki
Amma öyle yoksul ve sahipsizler ki
Ehmedê Xanî
8 Eyl 2011
Nörosabahınkörübirdeelinin
Sabaha doğru söndü ateş. Son cılız alev
közlerin ortasında kırılgan dansıyla masmavi dolandı ve bir kez daha, son,
sarıya dönüp kaybolurken tan ışıdı
ve battaniyesinin altında büzüştü kadın,
ışığın ağır ağır adamın yüzüne doluşunu
izleyerek bir an dalacak oldu ama
hafif bir çıtırtı ile açıldı gün, önünde,
soğuyan küllerin arasından belli
belirsiz tüten uzun, yumuşak dumanda.
e.b./an
sıkıntı- heyecan- açlık- uykusuzluk- dağınıklık- uzamışlık- vıızzz- kitaplar, kitaplar, ...- ayna- ...
kafamda tonighttonighttonighttonight ama sabah oldu yine aldamdım
:) ııhhmmm
köklerimiz toprağın üzerinde çıplak
eldiven gibi bir şey
Hıçkırık tuttu
telaşla giysilerini toplarken, içeri bir karga girdi bu sefer dışarısı da amma sıcak burası iyiymiş, sen nereye dedi. Ses çıkmadı artezyenle bir ilişkiydi bu sorudaki. Of of of yüzükle uyumayı beceremiyordu uyurken farkında olmadan çıkarmış olmalıydı parmağından. İyi, en azından saksağan falan değil içeri giren dedi ancak o böyle demişkendi karganın yüzüğü yutması, ııımmm sen bilememişsin bunun lezetini al artık kanatlara ihtiyacım yok senin olsunlar hem sen bir tek gökle yetinebilirsin kurumadan omuzlarında açacağın kesiklere tutur demiş karga. İnanmalı mıymış simdi kargaya?
O yazmıştı
o çizmişti
uyumuştu ya da uyuya kalmıştı
şarkı söyleyende oydu
geç kalmıştı
üzülmüştü
ona bakıp kendini çizmişti
tepeden tırnağa arınmıştı kendinde
n
yanlış yapmıştı
o daha birçok şey yapmıştı ama bir yaşayan sayamazdık
bir sinek geldi açık pencereden sen kadın ol dedi
o kadın gözleriyle değil de bir kadın ismiyle kadın olamayacağını biliyordu bir hiç sayıyordu kendini kulaklarındaki çekiçi ödünç istiyordu karşısındakinden oysa ne kadar karşıt duygular içindeydi(en güzeli) karşıtındaki. Hadi bakalım koşmaya devam...
bir o da var burda emekçi bir o'nun kulakları küçük...
o buralarda.
telaşla giysilerini toplarken, içeri bir karga girdi bu sefer dışarısı da amma sıcak burası iyiymiş, sen nereye dedi. Ses çıkmadı artezyenle bir ilişkiydi bu sorudaki. Of of of yüzükle uyumayı beceremiyordu uyurken farkında olmadan çıkarmış olmalıydı parmağından. İyi, en azından saksağan falan değil içeri giren dedi ancak o böyle demişkendi karganın yüzüğü yutması, ııımmm sen bilememişsin bunun lezetini al artık kanatlara ihtiyacım yok senin olsunlar hem sen bir tek gökle yetinebilirsin kurumadan omuzlarında açacağın kesiklere tutur demiş karga. İnanmalı mıymış simdi kargaya?
ayakkabı gibi bir şey
O yazmıştı
o çizmişti
uyumuştu ya da uyuya kalmıştı
şarkı söyleyende oydu
geç kalmıştı
üzülmüştü
ona bakıp kendini çizmişti
tepeden tırnağa arınmıştı kendinde
n
yanlış yapmıştı
o daha birçok şey yapmıştı ama bir yaşayan sayamazdık
bir sinek geldi açık pencereden sen kadın ol dedi
o kadın gözleriyle değil de bir kadın ismiyle kadın olamayacağını biliyordu bir hiç sayıyordu kendini kulaklarındaki çekiçi ödünç istiyordu karşısındakinden oysa ne kadar karşıt duygular içindeydi(en güzeli) karşıtındaki. Hadi bakalım koşmaya devam...
bir o da var burda emekçi bir o'nun kulakları küçük...
o buralarda.
3 Eyl 2011
2 Eyl 2011
d,
Herkes canını kurtarıyor, karada batan kişilikleri olan çoğu 'kes bunlar.
ergenlikten yetişkinlik evresine bedenen geçebilen et kafalar.
gözlerimin önünde başlarından aşağı kirli yağlar dökülmüş halde canlanıyorlar, kirli olan her durumdalar aslında. Nefeslere gömülüp daha çok kötülük yutuyorlar, her şeyleri çirkin geliyor. öyle sıradanlaşmışlar ki ünlemsiz cümlelerde kurup işletiliyorlar cinayetlerini.
ben korkuyorum hepsi bir yana, bir de bir pire var sanırım nerden gelmişse artık (beton insanı beton kafamla bir pireye katlanamıyorum ki burası benim).
bir gün daha korkacağım ben artık devamlı bir korkma halindeyim.
sevmeyip yüzüne baktımlarım için de radikal kararlar aldım ama sanmıyorum.
pencerenin el verdiği görüntü ölçüsünde en parlak yıldızı gökyüzünmden kovup annemin yanına sığınıyorum.
:)
durum hep içler acısıydı, canını sevmeyen de annesinin yanına kıvrılsın annesini sevsin.
iki tane virgül bırakıyom bird,,e (sanırım pire falan yok)
ergenlikten yetişkinlik evresine bedenen geçebilen et kafalar.
gözlerimin önünde başlarından aşağı kirli yağlar dökülmüş halde canlanıyorlar, kirli olan her durumdalar aslında. Nefeslere gömülüp daha çok kötülük yutuyorlar, her şeyleri çirkin geliyor. öyle sıradanlaşmışlar ki ünlemsiz cümlelerde kurup işletiliyorlar cinayetlerini.
ben korkuyorum hepsi bir yana, bir de bir pire var sanırım nerden gelmişse artık (beton insanı beton kafamla bir pireye katlanamıyorum ki burası benim).
bir gün daha korkacağım ben artık devamlı bir korkma halindeyim.
sevmeyip yüzüne baktımlarım için de radikal kararlar aldım ama sanmıyorum.
pencerenin el verdiği görüntü ölçüsünde en parlak yıldızı gökyüzünmden kovup annemin yanına sığınıyorum.
:)
durum hep içler acısıydı, canını sevmeyen de annesinin yanına kıvrılsın annesini sevsin.
iki tane virgül bırakıyom bird,,e (sanırım pire falan yok)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)